• arrow_back Ana Sayfa
  • keyboard_arrow_rightkategoriler
  • keyboard_arrow_rightBasın Açıklamaları

Basın Açıklamaları

30 Ağustos Emekçi Halkımızın Karakteridir

Emperyalist işgal ve sömürüye, mandacılığa karşı ulusal egemenlik için Kuva-yi Milliye’de birleşen halkımız tüm varlığıyla mücadele etmeyi sürdürüyordu. Nihayet takvimler 30 Ağustos 1922’yi gösterdiğinde Mustafa Kemal önderliğindeki Kuva-yi Milliye orduları, Büyük Taarruz’la, emperyalistlere ve işbirlikçilerine son ve kesin darbeyi vurdu. 30 Ağustos Zafer Bayramı, Cumhuriyet’e gidilen yolda verilen destansı mücadelenin adıdır. Bir ülkenin bağımsızlığına kast edenler bu önemli günleri yasaklamak, görmezden gelmek, belleklerden silmek ve yerlerine bir avuç çıkar sahibinin hatırlanacağı tarihler eklemek isterler. Ulusal tarihleri unutturmak isteyenler, halkın egemenliğine karşı tek adam rejimini kurmak isteyen saltanat sevdalılarıdır. Oysa bir ulusa karakterini veren, halkının verdiği amansız bağımsızlık mücadelesidir. Bir ulusun belleğinde yeri asla doldurulamayacak, değerini asla yitirmeyen günler, halkın kendi kaderini, egemenliğini kazandığı bu kurtuluş günleridir. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın anlamı ve önemi de tam buradan gelir. Bir ülkenin emperyalizme karşı tam bağımsızlığını isteyenler, emeğin kurtuluşu için mücadele edenler 30 […]

Açlık Sınırı 2.385, Yoksulluk Sınırı 8.249 TL

Temmuz 2020’de dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı 2 bin 385 TL’dir. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 8 bin 249 TL olarak gerçekleşmiştir. AÇLIK ve YOKSULLUK SINIRI DÖNEM RAPORU 17 AĞUSTOS 2020   ASGARİ ÜCRET GIDA HARCAMASINA BİLE YETMİYOR AÇLIK SINIRI 2.385, YOKSULLUK SINIRI 8.249 TL AÇLIK SINIRI İSTANBUL’DA 2 BİN 564 LİRA 17 YILDA AÇLIK SINIRI 5 KATTAN FAZLA ARTTI Birleşik Metal İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) olarak yaptığımız hesaplamaya göre Temmuz 2020’de Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı 2 bin 385 TL’dir. Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 8 bin 249 TL olarak gerçekleşmiştir. Sağlıklı beslenmek […]

trending_flat

Direnişin 18. gününde fabrika önünde basın açıklaması

ÖZER ELEKTRİK Direnişimizin 18. gününde fabrika önünde soruyoruz: "Hani İşten Çıkarmak Yasaktı?" Genel Başkanımız, Disk Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu, yaptığı basın açıklamasında süreci anlatarak, işverenin suçişlediğinin altını çizdi..."İşçilerin sendikaya üye olma hakkı sadece Anayasamızda değil, ülkemizin altına imza koyduğu uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuatımız tarafından da güvence altına alınmıştır. Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak tanımlanmış ve cezai yaptırıma bağlanmıştır. (TCK 117 ve 118)Özer Elektrik yönetimi bu suçu işlemekten derhal vazgeçmelidir.İşyerinde çalışma barışı isteniyorsa, işçilerin sendikalaşma hakkına saygı duyulmalı ve atılan işçiler, derhal geri alınmalıdır."

Özer Elektrik’te Anayasal Suç İşleniyor! Hani İşten Çıkarmak Yasaktı?

13 Ağustos Perşembe günü saat 15'te Sendikamızın Genel Başkanı, Disk Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu'nun katılımı ile işyeri önünde basın açıklaması yapılacaktır.  Özer Elektrik’te sendikamıza üye olan 10 işçi işten çıkarıldı. İşten çıkarma yasağına rağmen işçiler tazminatsız olarak işten atıldı. İşten çıkarılan işçiler işleri ve sendika hakları için 17 gündür fabrika önünde direnişlerini sürdürüyorlar. 13 Ağustos Perşembe günü saat 15'te Sendikamızın Genel Başkanı, Disk Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu'nun katılımı ile işyeri önünde basın açıklaması yapılacaktır.  Gebze Dilovası’nda bulunan Özer Elektrik işçileri sendikamızda örgütlendiler. İşyerinde sendikal örgütlülüğe tahammül gösteremeyen işveren sendikamızın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na yetki başvurusunda bulunduğu 27 Temmuz tarihinde 10 işçiyi işten çıkardı. Pandemi sürecinde yapılan yasal düzenlemelerle işverenlerin işten çıkarma yapması yasaklanmıştı. Buna karşın Özer Elektrik’te 10 üyemiz hukuksuz bir biçimde sendikalaşma haklarını kullandıkları için işten atıldılar. İşten atma gerekçesi olarak da işçilere karşı İş Kanunu’nun 25/2. maddesini; yani “yüz kızartıcı suç, […]

DİSK Zorlu Holding önünde: “Vestel işçisi köle değildir.”

DİSK, Manisa'da bulunan sanayi bölgesi ve VESTEL fabrikasında çalışan işçiler arasında koronavirüs salgının yayılmasını, İstanbul Levent'te bulunan Zorlu Holding binası önünde protesto etti. Genel Başkanımız ve DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu, Zorlu Holding önünde yaptığı basın açıklamasında; “Gün geçmiyor ki yeni bir fabrikada virüs salgınıyla karşılaşıyoruz. Ve hiçbir şekilde önlem alınmıyor… Manisa Vestel, Türkiye’nin önemli bir sanayi kuruluşudur ama biz bir fabrikanın önemini işçilere verdiği değere göre bakıyoruz… Vestel yıllarca sendikalı çalışmayı engellemektedir… Yasaları çiğnemeyi alışkanlık haline getirmiştir. İşverenler sendikasız işyerlerinde istediği gibi at koşturmaktadır.” dedi. Anayasal hakları olan sendikalaşma haklarını kullanarak Sendikamıza üye oldukları için işten çıkarılan Gebze Özer Elektrik işçileri de Zorlu Holding önünde yapılan basın açıklamasına katıldılar.

trending_flat

Fabrikalardan yükselen bir ses: “İstanbul sözleşmesi uygulansın”

5 Ağustosta, işyerlerimizde "İstanbul sözleşmesi uygulansın" bildirimiz okunurken, kadın-erkek tüm üyelerimiz aynı sloganı atıyordu: "Kadına karşı şiddete hayır!" Birleşik Metal-İş Sendikası olarak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çeken, bunun kadına yönelik bir ayrımcılık olduğunu vurgulayan, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için yasa yapıcılara ve uygulayıcılara “önleme, koruma, kovuşturma ve destek” politikalarını hayata geçirme yükümlülüğü sunan İstanbul Sözleşmesi’nin yanında yer aldığımızı belirtiriz. Kadına yönelik şiddetin temelinde yatan toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı, eşitsizliği besleyen geleneksel, kültürel tüm normlarla mücadele edilmelidir. Yaşamın her alanında, evde, sokakta işyerlerinde, demokratik kitle örgütlerinde, meslek örgütlerinde, sendikalarda kadınları güçlendirecek, onları şiddete karşı koruyacak, varlıklarını güvence altına alacak politikalar hayata geçirilmelidir. Daha fazla kadın erkek şiddetine uğramadan, yaşamdan koparılmadan, en temel haklarının kullanımının önündeki şiddete son vermek için Sözleşme’den çekilmenin değil, tam tersine Sözleşme’nin en etkin şekilde uygulanmasının yolları kadınlarla, kadın örgütleriyle birlikte aranmalıdır. Başta sendikalar olmak üzere, demokratik kitle örgütlerini, […]

Hedef İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak değil, en etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamaktır!

Başta sendikalar olmak üzere, demokratik kitle örgütlerini, meslek örgütlerini İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmaya çağırıyoruz. İstanbul’da imzaya açıldığı için İstanbul Sözleşmesi olarak adlandırılan “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni ilk imzalayan ülke Türkiye oldu. Türkiye, 2012 yılında da 6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’u yürürlüğe koydu. İstanbul Sözleşmesi, gerekli uluslararası prosedürün tamamlanmasının ardından 1 Ağustos 2014 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi. Sözleşmenin altıncı yılına girdiğimiz bu günlerde AKP hükümeti ve kimi çevreler Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkması konusunu gündeme taşıdılar. Oysa, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri her geçen gün artarak devam ediyor. Kadın cinayetlerine ve şiddete karşı mücadelede önemli hukuksal dayanaklar olan İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı yasanın etkin bir şekilde uygulanmasını değil, maalesef sözleşmeden çekilmeyi tartışıyoruz. Günlerdir Sözleşme taraftarları ve karşıtları arasında ülke gündemine oturan bir tartışma […]

COVİD-19 Salgını ve Ücretli Kadın Emeği

Pandemi süreci, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin olumsuz sonuçlarının özellikle kadın işçiler açısından bir kat daha arttığı bir dönem olmuştur. Covid-19 salgını ile sermaye düzeni zorlu bir sınavdan geçiyor. Salgın ile birlikte oraya çıkan küresel krizin, ekonomik ve sosyal eşitsizlikleri daha da derinleştirdiği görüldü. Salgın ırk, sosyal sınıf, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, yaş, engellilik haline, yasal statüye göre insanları farklı farklı etkiledi. Eşitsizlikleri derinleştirdi. İşçiler iş ve gelir kaybı yaşadılar, günlük yaşamlarını idame ettirememe noktasına geldiler. Alt gelir grupları salgına yakalanma konusunda üst gelir gruplarına göre daha çok risk atında yaşadılar. Covid-19 virüsünün ülke ekonomilerine etkisi büyük oldu. Olmaya devam ediyor. Mayıs 2020’lerin ortalarına kadar Covid-19 etkisindeki ülkelerde pek çok işyerinin kapatılması ciddi bir ilave işsizliğe neden oldu. Öte yandan salgın ile mücadelede hastaların ve hasta olmayan bireylerin bakımı, ihtiyaçlarının karşılanması, çocuk bakımı, hijyen uygulamalarının artması ve sağlıklı beslenme öne çıktı. Geleneksel olarak […]

trending_flat

Eli kanlı katiller er veya geç cezalandırılacaktır

Kemal Türkler Eğitim ve Kültür Vakfı KETEV, bir tv kanalında Haluk Kırcı'nın açıklamalarıyla, katliamların meşrulaştırılması çabalarına tepki gösterdi... 1978 yılında 7 Türkiye İşçi Partili gencin failleri arasında yer alan Haluk Kırcı’nın bir TV kanalında “amacımız öldürmek değildi ama biz öldürdük” şeklindeki beyanı hepimiz için bilinen gerçeklerin dillendirilmesinden öte bu ve benzeri katliamların meşrulaştırılması gibi bir tehlikeyi de içinde barındırmaktadır. Nitekim DİSK’in kurucu genel Başkanı Kemal TÜRKLER’in katli de aynı zihniyet ve onların maşaları tarafından gerçekleştirilmiştir. Ne yazık ki Genel Başkanımızın katillerinden biri yıllar sonra yakalanıp yargılanmasına rağmen her nedense zamanaşımı nedeniyle salıverilmiş ve eceliyle öldükten sonra Devlet Töreniyle gömülmüştür. Bu cinayetlerde amaç bellidir; yükselen sınıf mücadelesini ve gençlik hareketini bastırmak ve sermayenin egemenliğinin devamını sağlamak. Diğer yandan söz konusu cinayetleri gerçekleştirenlerin yaptığı arsızca açıklamalar bizi derinden yaralamış ve öfkemizi bilemiştir.Bu kişilerin TV programlarında boy göstererek kendilerini aklamaya çalışmalarını kabullenemiyor ve eli kanlı […]

trending_flat

M&T Reklam işyerinde 7 yıldır süren mücadele…

7 yıldır devam eden mücadele sürecinde grevin 7. günü...M&T Reklam Düzce fabrikası önünde, yaşanan sendikal hak ihlalleri ve GREV’le ilgili basın açıklaması düzenledik. Bakanlık sendikamıza işyerinde toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için “yetki belgesi"ni tam 6 yıl sonra verdi.Adnan Serdaroğlu: "Yanlışlıkları, birilerinini gözüne soka soka göstermeye çalışıyoruz" Genel Başkanımız Adnan Serdaroğlu, M&T Reklam Düzce fabrikası önünde, basın açıklaması yapıyor: "Bu ülke patronların ülkesi değil.. Bu ülkeyi daha fazla kirletmelerine izin vermeyeceğiz... "

Bostancı Mah. E80 Yanyol Cad. No:2 34744 Kadıköy - İSTANBUL 0533 541 87 95 / 0533 541 87 96 / 0216 380 85 90 / 0216 410 80 27

Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nın varlık nedeni, üyelerinin ekonomik, demokratik, sosyal ve kültürel sorunlarına çözümler üretmek ve bunları birlikte hayata geçirmektir. Birleşik Metal-İş metal işçilerinin umududur.

Login to enjoy full advantages

Please login or subscribe to continue.

Go Premium!

Enjoy the full advantage of the premium access.

Stop following

Unfollow Cancel

Cancel subscription

Are you sure you want to cancel your subscription? You will lose your Premium access and stored playlists.

Go back Confirm cancellation