Bu eğitimde kaldığınız yer var. Devam etmek ister misiniz?
15-16 Haziran 1970 | Büyük İşçi Direnişi
1 / 9
Modül 3

Sokağın Gücü ve Barikatlar

İşçilerin üretimi durdurduktan sonra sokakta nasıl büyük bir güç haline geldiğini inceleyeceğiz.

15-16 Haziran Direnişi sırasında sokakta yürüyen işçi kitlesi

15-16 Haziran: İşçiler Sokağa Çıkıyor

14 Haziran'daki Merter toplantısında alınan kararların ardından, 15 Haziran sabahı İstanbul ve Kocaeli'de bulunan 100'ü aşkın işyerinde üretim durdu.

İşçiler, sendika seçme özgürlüğünü savunmak ve DİSK'i tasfiye etmeyi amaçlayan yasa değişikliğini durdurmak için harekete geçti.

15 Haziran sabahı başlayan yürüyüşler kısa sürede büyüdü. İlk gün yaklaşık 70 bin işçi fabrikalardan çıkarak yürüyüş kollarına katıldı.

İşçiler kararlıydı:

"DİSK kapatılamaz!"
15 Haziran: Birinci Gün

Fabrikalardan Sokaklara

15 Haziran Pazartesi sabahı işbaşı düdükleri çaldı, ama çarklar dönmedi.

Bir gün önce, 14 Haziran'da Merter'de toplanan sendika temsilcilerine Kemal Türkler seslenmişti:

"Dünyada her şeyi yapan işçiler durdukça dünya durur arkadaşlar; uçak durur, gemi durur, fabrikalar durur, bütün vasıtalar durur."

Kemal Türkler, DİSK Genel Başkanı, 14 Haziran 1970, Merter toplantısı
Cumhuriyet gazetesinin 15 Haziran 1970 tarihli 'DİSK bu sabah direnişe geçiyor' manşeti
"DİSK bu sabah direnişe geçiyor." Cumhuriyet, 15 Haziran 1970, s.1.

Maden-İş, Lastik-İş, Kimya-İş, Gıda-İş ve Basın-İş'in örgütlü olduğu işyerlerinde işçiler şalterleri indirdi. Önce makine başında oturdular; öğlene doğru fabrikaları boşaltıp sokağa çıktılar.

Böylece İstanbul ve Kocaeli'de bölgesel bir genel grev başlamış oldu.

Her fabrika sokağa çıkmadı. Kimi işyerlerinde işçiler üretimi durdurup fabrika bahçesinde bekledi; İstinye'deki Kavel, Türkkay ve Beldesan gibi bazı fabrikalarda ise yürüyüşe geçmeden fabrika önünde eylem yapıldı.

Kartal'dan, Gebze'den, Levent'ten, Bakırköy'den ve Topkapı'dan çıkan işçi kolları, önünden geçtikleri fabrikaların işçilerini de alarak büyüdü.

Yürüyüşlere DİSK üyelerinin yanı sıra başka sendikalardan ve sendikasız işçiler de katıldı. Direniş artık birkaç fabrikanın değil, bütün bir işçi sınıfının eylemine dönüşüyordu.

"İşbaşı düdüğü çaldı… Tam o anda bir arkadaş yüksek bir yere çıktı, 'Bugün üretimi durduruyoruz' dedi. Herkes nasıl çıktı, bayram gibi çıktı!"

Çelik Halat işçisi İlyas Bayrak, "İşçilerin Haziranı" belgeseli
117
işyeri direnişe katıldı
70 bin
işçi sokaktaydı
İstanbul + Kocaeli
iki yakada ve körfezde

İlk günün rakamları. Kaynak: Zafer Aydın, İşçilerin Haziranı; DİSK Tarihi.

İşçiler 15 Haziran'da fabrikalardan sokağa çıkışı kendi ağzından anlatıyor. Kaynak: "İşçilerin Haziranı" belgeseli.

15 Haziran Haritası: Birinci Gün

İşçiler Fabrikalardan Sokaklara Çıkıyor

15 Haziran sabahı üretim durdu. İstanbul'un iki yakasında ve Kocaeli'nde fabrikalardan çıkan işçiler yürüyüş kolları oluşturarak ilerledi.

Haritadaki noktalara dokunarak o bölgede yaşananları okuyabilirsiniz.

Noktaların üzerine tıklayarak kısa açıklamaları görebilirsiniz. "Sonraki" tuşuyla yürüyüşü adım adım ilerletebilirsiniz.
AVRUPA YAKASI ANADOLU YAKASI KOCAELİ BOĞAZ HALİÇ MARMARA DENİZİ İZMİT KÖRFEZİ TEKEL Otosan Maltepe Kartal Tuzla Haymak Arçelik Eyüp / SilahtarYıldız TabyaİstinyeLevent Topkapı Bakırköy Sağmalcılar Gebze Dilovası Derince İzmit 70 binişçi
Başlık

Açıklama

Anadolu YakasıAvrupa YakasıKocaeli
Harita şematiktir; konumlar ve güzergâhlar yaklaşık çizilmiştir. Kaynak: Zafer Aydın, İşçilerin Haziranı; DİSK Tarihi.
Haymak

Haymak Fabrikası Önünde

Direnişin en dikkat çekici duraklarından biri, Kartal'daki Haymak Fabrikası oldu. Haymak, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'in kardeşi Şevket Demirel'in de ortak olduğu bir fabrikaydı. İşveren, Maden-İş'in örgütlenmesini engellemek için Eskişehir'den işçi getirmişti.

15 Haziran'da Haymak işçileri eyleme geçti, işveren onları fabrikadan çıkarmadı. Dışarıdan getirilen adamların müdahale etmek istemesi üzerine fabrikada kavga çıktı. İşçiler eylemin kırılmasını önlemek için kapıları kaynaklayarak kapattı, çatılara çıktı ve fabrikayı içeriden işgal etti.

Haymak'ta yaşananların haberi yayılınca, yürüyüşteki işçiler dayanışmak için Haymak'ın önüne akın etti; kısa sürede sayıları on bini buldu. İşçiler idari bölümü basarak büro malzemelerini camdan attı. Bu sırada fabrikanın etrafı askerler, zırhlı araçlar ve tanklarla kuşatıldı. Fabrikayı çeviren zırhlı aracın karşısında bir işçi, göğsünü açıp namluya doğru "Vurun beni!" diye haykırdı.

İşçiler Haymak'ta yaşananları kendi ağzından anlatıyor. Kaynak: "İşçilerin Haziranı" belgeseli.

Haymak olayı, farklı fabrikalardaki işçilerin birbirlerinin mücadelesini nasıl sahiplendiğinin en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

Direnişin Hafızasında Bir Anekdot

Singer'deki Kürek

Kartal'daki Singer fabrikasında, işyeri temsilcisi İmam Toker ile Amerikalı genel müdür arasında bir kürek olayı yaşandı.

Toker'in genel müdürü küreğiyle nasıl kovaladığını ve o küreğin 2004'e dek nasıl saklandığını emek tarihçisi Zafer Aydın anlatıyor. Kaynak: "İşçilerin Haziranı" belgeseli; Birleşik Metal-İş.

16 Haziran

16 Haziran: Direnişin Zirvesi

16 Haziran sabahı direniş yeni bir aşamaya geçti.

16 Haziran 1970'te sokakları dolduran işçiler
16 Haziran 1970: yürüyüş kolları büyüdü, direniş İstanbul ve Kocaeli sokaklarına yayıldı.

Bir gün önce üretimi durdurduğu halde sokağa çıkmayan işçiler de bu kez yürüyüşlere katıldı. İstanbul'da Topkapı, Alibeyköy, Boğaz-Levent hattı ve Anadolu Yakası başta olmak üzere büyük yürüyüş kolları oluştu; Kocaeli'nde de katılım daha da büyüdü.

Devletin müdahalesi de sertleşti. Polis ve asker barikatları çoğaldı; tanklar, zırhlı araçlar ve süngü takmış askerler işçilerin karşısına çıkarıldı.

Asıl kıyamet 16 Haziran'da koptu. İşçiler geri çekilmedi; yürüyüşler, barikatlar ve çatışmalar gün boyunca sürdü.

16 Haziran Haritası: İkinci Gün

Direnişin Zirvesi: Dört Koldan İstanbul

16 Haziran'da direniş doruğa çıktı. İstanbul'da dört ana yürüyüş kolu oluştu, Kocaeli'de de işçiler alanlardaydı; köprüler açıldı, Boğaz vapurları durduruldu. İşçiler barikatları aşarak ilerledi.

Haritadaki noktalara dokunarak o bölgede yaşananları okuyabilirsiniz.

Noktalara tıklayarak açıklamaları görebilirsiniz. "Sonraki" tuşuyla dört yürüyüş kolunu adım adım ilerletebilirsiniz.
AVRUPA YAKASI ANADOLU YAKASI İSTANBUL BOĞAZI HALİÇ MARMARA DENİZİ Topkapı Beyazıt Sultanahmet Eminönü Silahtarağa Gaziosmanpaşa Eyüp Unkapanı Levent İstinye Beşiktaş Tekfen Mecidiyeköy Otosan Üsküdar Kadıköy Fenerbahçe Bağdat Caddesi İzmit KOCAELİ Galata Köprüsü Atatürk Köprüsü
Başlık

Açıklama

Avrupa YakasıAnadolu YakasıKöprüler
Harita şematiktir; konumlar ve güzergâhlar yaklaşık çizilmiştir. Kaynak: Zafer Aydın, İşçilerin Haziranı; DİSK Tarihi; "İşçilerin Haziranı" belgeseli.
Kadın İşçiler

Kadın İşçiler En Öndeydi

15-16 Haziran Direnişi sırasında yürüyen kadın işçiler
Kadın işçiler 15-16 Haziran'ın en ön saflarındaydı.

15-16 Haziran'da kadın işçiler kortejlerin en önünde yürüdü; eylemin adeta "buz kırıcısı" oldu. Barikatların aşılmasında ve dağılma anlarında işçileri toparlamada öncülük onlardaydı.

"Kadın işçiler en öndeydi."

16 Haziran'da İstinye-Levent yönündeki yürüyüşte işçiler Tekfen önündeki barikatı yarmak üzere ilerleyince, polis en öndeki kadın işçileri coplamaya başladı. Levent'teki büyük çatışmalardan biri bu saldırının ardından patladı.

İşçiler polisin ateşli silahlarına taşla karşılık verdi. Direnemeyen polisler çevredeki evlere sığındı. Kaçarken geride bıraktıkları kask, cop, kalkan ve bir tabanca işçilerce alınıp Profilo Fabrikası'nın bahçesinde sergilendi. Bu çatışmada 6'sı kurşunla olmak üzere 23 işçi ve 8 polis yaralandı.

Tankın önündeki kadın işçi. Kemal Yalçın'ın tanıklığı

Öğretmen ve yazar Kemal Yalçın, İstanbul Üniversitesi'nde öğrenciyken 15-16 Haziran Direnişi'ne tanıklık etti. Yıllar sonra o günlerden bir sahneyi şöyle anlattı:

"Nehrin önü gerilmiş gibi, önden önden geliyor dalgalar. Güneş tepemizde. Mevsim gündönümüne yakın. Gündönümü sıcağı kavuruyor ortalığı. Kadınların öfkeleri ateşleniyor sanki! Önlerde daha çok kadınlar haykırıyor gibi…

Kör ve sağır çelik yığını halindeki bir tank, akan insan nehrinin yatağındaki son gediği de ağır ağır ilerleyerek kapatmak üzere. Tankla burun burunayız! Yüzlerce el çelik paleti tutuyor. Tankın üstünde askerler, ellerinde silah, parmakları tetikte! Kara önlüklü bir işçi kadın attı kendini tankın önüne! 'Çiğne beni, çiğne!' Bir an duraksıyor tank. Saliselik bir süre. İşçiler uçtu mu, sıçradı mı, şahlandı mı? Elleri tetikteki askerlere sarılıveriyorlar. Kara önlüklü genç kadın paletin önünde. Şimşek gibi bir kadın sesi: 'Çiğne beni, çiğne!'

Yüzlerce el, paleti tutmuş. Tırnaklarımı çeliğe batırıyorum! Tırnak, çelik palete batar mı? Batar! Kara önlüklü genç işçi kadının ölmemesi, ileriye akan hayat suyunun durmaması için insan tırnağı çeliğe batar! Gözlerim çeliğe batan insan tırnaklarını gördü!

Önümüzdeki tanktan duvar yıkılıyor. Kara önlüklü genç işçi kadını yerden kaldırıyor nasırlı eller."

"31 yaşındaydım, beş çocuğum vardı; ama sınıfsal olarak böyle bir şeyi yapmamam ayıp olurdu, kendimiz için yürüdük."

Nurten Arıcan, İbrahim Ethem İlaç Fabrikası / Kimya-İş işyeri temsilcisi
Nurten Arıcan'ın tam tanıklığı

Birinci ve İkinci Türkiye İşçi Partisi'nde yöneticilik yapan, İbrahim Ethem İlaç Fabrikası'nda Kimya-İş işyeri temsilcisi olan Nurten Arıcan, 15-16 Haziran'ı şöyle anlatıyor:

"İbrahim Ethem İlaç Fabrikası'nda çalışıyordum, Kimya-İş Sendikası'nda işyeri temsilcisiydim. Fabrikadaki çoğu kadın 600-700 işçiye, haklarının ellerinden gideceğini anlattığımızda protestoya katılmayı tereddütsüz kabul ettiler. Fabrikada sendikasız işçi yoktu, kadınlar erkeklerden daha bilinçliydi, sınıfsal olarak da meseleyi biliyorlardı. Fire vermeden katıldık eyleme…

O dönemde 31 yaşımdaydım, beş çocuğum vardı, ancak sınıfsal olarak böyle bir şeyi yapmamam ayıp olurdu, kendimiz için yürüdük. 15 Haziran'ı pek hatırlamıyorum, sanırım iş bırakmıştık. Ancak 16 Haziran dün gibi… Beyaz önlük ve ayakkabılarımızla, 'haydi' lafını duyar duymaz çıktık. Davutpaşa tarafından sloganlarla işçiler geliyordu. Biz önde, onlar arkada yürüyorduk. İşçileri, temsilciler olarak biz yönlendiriyorduk. Topkapı'daki ampul fabrikasının önüne gelince, oturun dedim; bembeyaz önlükleriyle insanlar dalgalanıp oturdular. Sloganlarımıza işçiler fabrikadan çıkıp bize katılarak yanıt verdiler.

Topkapı'da polis kordonuna alındık. Geri dönmek üzereyken, 'biz buradan geçeceğiz' diye karar verdik ve erkek-kadın el ele, kol kola kenetlenip polisi yardık. Askerleri de geçtik. Bunları nasıl yaptık, hâlâ anlamış değilim! Kordonları yardıktan sonra ağzımda limonata tadı duydum; meğerse birisi kafamdan limonata dökmüş, ama hatırlamıyorum. Sonra Şehremini'ye yöneldik; artık özgürdük ya, yürümüyor koşuyorduk. Derken surların orada askerle göğüs göğüse geldik, yaşlı bir adama sanırım vurdular, benim de göğsüme genç bir subayın süngüsü geldi. Bir arbede yaşandı, onu da atlattık.

Cağaloğlu'na kadar yol serbestti. Farklı fabrikalardan işçilerle Cağaloğlu'nda buluştuk. Dörtyol ağzında yeniden çatışma yaşadık. Bir tankın üzerine çıktım, bir askerle göğüs göğüse geldik; ben onu tuttum, o beni, ama ben orada kalmayı başardım. Tankların üzerinden atlayıp karşı tarafa geçtik; köprünün açıldığını ancak Eminönü'ye geldiğimizde gördük. Taksim'e çıkamayacağımızı anlayınca Edirnekapı yolundan sloganlarla fabrikaya döndük. Ayakkabılarımın olmadığını da o zaman fark ettim; sadece benim değil, arkadaşlarımın da ayakları çıplaktı. Anın heyecanından nasıl kaybettiğimizin farkında bile değildik. Bu heyecanı hâlâ o günkü gibi yaşıyorum. Yürüyüş sırasında arkaya dönüp baktığımda gördüklerim, onları oturtup kaldırmak… Demek ki güçlüymüşüz. Keşke 17'sinde de yürüseydik… 15-16 Haziran, Türkiye'nin görüp geçirdiği en büyük kitle hareketiydi; gayet keyifli, neşeli bir yürüyüştü."

Kaynak: Derinden Gelen Kökler.

Mehmet Karaca'nın anlatımı: Tekel'deki kadın işçiler

Yürüyüş sırasında bir grup temsilci ve işçi Tekel Sigara Fabrikası'na girdi. Özellikle kreşte çocuğu olan kadın işçilerde kaygı vardı. Temsilciler önce onları sakinleştirdi, ardından yasanın sendika seçme özgürlüğünü nasıl kısıtlayacağını anlattı. Kreşte çocuğu olanlar dışında kadın işçiler yürüyüşe katıldı.

Barikatlar

Barikatlar ve Direnişin Büyümesi

15-16 Haziran Direnişi sırasında işçiler ve polis barikatı
Devletin engelleme girişimlerine rağmen işçiler yürüyüşlerini sürdürdü.

Devlet, işçilerin birleşmesini engellemek için birçok noktada polis ve asker barikatları kurdu. İşçiler bu barikatların bir kısmını kitlesel kararlılıklarıyla aştı; bazı noktalarda ise çatışmalar büyüdü.

Fabrikalardan çıkan işçilere sokakta devrimci gençler, öğrenciler ve işçi mahalleleri de destek verdi.

İşçiler fabrikalardan çıkarken meydanları dolduran iki slogan öne çıkıyordu: "Anayasa çiğnenemez!" ve "DİSK kapatılamaz!"

Kaynak: DİSK Tarihi; BirGün.
16 Haziran: Kadıköy

Kadıköy: Çatışmanın En Sert Yaşandığı Yer

16 Haziran'da Anadolu Yakası, işçilerin en hareketli olduğu bölgeydi. Kadıköy'e üç koldan işçi indi: 15 Haziran'da Kartal'a yürüyen Otosan işçileri bu kez Üsküdar'a; Gebze-Çayırova'nın işçileri Ankara Asfaltı üzerinden; Kartal-Maltepe sahilindeki fabrikaların işçileri ise doğrudan Kadıköy'e yöneldi.

Bağdat Caddesi'ne gelen işçiler bir yol ayrımında, zenginlerin oturduğu caddeden yürümeyi seçti:

"Kodamanlar bizi görsün!"

Kollar, Bağdat Caddesi üzerinden ilerleyerek Kadıköy Kaymakamlığı önünde buluştu.

Fenerbahçe Stadı önüne gelen kortejin yolu kesildi; verilen emir, işçilerin Kadıköy İskelesi'ne inmesinin engellenmesiydi. Burada çatışma çıktı. Üsküdar'dan dönmekte olan Otosan işçilerinin de katılmasıyla polis, iki işçi grubunun arasında kaldı.

Polis ateşli silah kullandı; işçiler taş ve sopalarla karşılık verdi. Kemal Türkler'in 14 Haziran'da söylediği gibi, saldıranlara karşı koyup kendilerini savundular.

İşçiler Kadıköy'deki çatışmayı kendi ağzından anlatıyor. Kaynak: "İşçilerin Haziranı" belgeseli.

16 Haziran: Kadıköy

Üç İşçi Polis Kurşunuyla Katledildi

Kızıltoprak'ta başlayıp Kadıköy'e doğru genişleyen çatışmanın sonunda, Fenerbahçe Stadı civarında üç işçi polis kurşunuyla katledildi:

Yaşar YıldırımMutlu Akü işçisi
Mustafa BaylanVinilex işçisi
Mehmet GıdakTekel işçisi

Aynı çatışmada bir toplum polisi, Yusuf Kahraman da yaşamını yitirdi.

O gün Fenerbahçe'de işkembeci esnafı Abdurrahman Bozkurt da yaşamını yitirdi. Eldeki bilgi ve belgeler kesin bir yargıya yetmese de, ölümünün direnişle değil ayrı bir husumetle ilgili olduğu yönünde güçlü bir kanı vardır; bu nedenle çatışmada verilen kayıplardan ayrı anılır.

Bu ağır kayıpların ardından direniş, aynı akşam ilan edilen sıkıyönetimle bastırılmaya çalışılacaktı.

16 Haziran: Köprüler

Köprüler Açıldı, İki Yaka Bölündü

16 Haziran'da devlet, işçilerin Taksim'de birleşmesini engellemek için keskin bir yönteme başvurdu: Haliç üzerindeki Galata ve Unkapanı köprüleri açıldı, deniz ulaşım araçları da denizin ortasına çekildi. Böylece işçi kolları birbirinden koparıldı.

Köprülerin açılması Haliç'in iki yakasındaki işçiler; ortadaki köprü açılınca birbirine ulaşamıyor. Haliç: Galata ve Unkapanı köprüleri açıldı

Köprüler işçilerin geçmemesi için kapatılmış, vapurlar denizin ortasına çekilmişti. Gripin işçisi Belkıs Kaya, o anı şöyle anlatıyor:

Gripin işçisi Belkıs Kaya, köprülerin açılmasını anlatıyor. Kaynak: "İşçilerin Haziranı" belgeseli.

16 Haziran

16 Haziran: Bedeller ve Sıkıyönetim

İki gün boyunca İstanbul ve Kocaeli'de yaklaşık 170 işyerinden işçi yürüyüşlere katılmış, direniş devletin bütün engelleme çabalarına karşı ayakta kalmıştı.

Çatışmalar sürerken DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler, direnişi sahiplenen bir açıklama yaptı:

DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler
DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler

"Mecliste grupları ve çoğunluğu olan partilerin yöneticileri Anayasa ilkelerini ve demokrasinin temellerini yıkmakta sakınca görmeyince, Atatürk Cumhuriyetinin uyanık evlatları Anayasal haklarını kullanarak direnişe geçmişlerdir. […] Anayasayı çiğneyen hükümlerle iş hayatında faşist bir dikta kurmaya çalışanlar önce kendilerini Anayasa hizasına getirmelidirler. […] İsteğimiz Anayasaya yüzde yüz aykırı olan tadil tasarılarının geri alınmasıdır."

Kemal Türkler, DİSK Genel Başkanı, 16 Haziran 1970 (DİSK Tarihi)

Ne var ki devletin karşılığı sert oldu. Aynı akşam saat 21.00'de İstanbul ve Kocaeli'nde bir ay süreyle sıkıyönetim ilan edildi; sokağa çıkma yasağı kondu, gösteri ve grevler yasaklandı.

İki gün boyunca çatışmalarda işçi, polis ve askerden toplam 200 civarında kişi yaralandı; bunların yaklaşık 30'u ağır yaralıydı. Çok sayıda işçi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlardan toplam 260 kişi hakkında 69 ayrı dava açıldı; Dev-Genç'lilere de ayrı bir dava açıldı.

Ancak direnişin etkisi iki günle sınırlı kalmadı; hukuki ve siyasal sonuçları sonraki yıllara uzandı.

Bir Şiir Molası

"Sesini buldu İstanbul"

15-16 Haziran, yaşandığı günden bugüne şairlerin ve sanatçıların da belleğinde yer etti. İşte o günleri anlatan bir şiir.

İsterseniz şiiri okurken eşlik etmesi için hafif bir müzik açabilirsiniz.

Şanlı Haziran

İstanbul
"Sesini kaybeden şehir"
Buldu bir haziran vakti buğular içinde
Fabrikalardan, kondulardan göğerdi
Patladı bütün karanfiller bir sabah vakti
Bulundu
Rozetler gibi takıldı terli yakalara
Sesini buldu İstanbul Adapazarı
Yağlı tulumlar, İngiliz anahtarları
Issız avlular şeneldi
Dağıldı dört bir yana soluklarımız…

Otosan'dan, Demirdöküm'den
İşçiler yaklaşıyordu
İşçiler yaklaşıyordu telaşsız ve ağır adımlarıyla
Birinci kurtuluşu yaratanların adımlarıyla
Şehir kabuğuna gömülüyordu
İkinci kurtuluşa
Gör, ben çıktım durdu tezgâhlar
Avluda koyduğum yağdanlık güneşe karşı
Çeliği ve toprağı yoğurduğum yerde
Ben bıraktım fabrikayı şimdi
Yeni bir türküye başladım
Moraran ellerimiz sıkılmış yumruklar şimdi
Bitmeyecek hasretimizi anlatmak için
Kırmızı karanfili açtırmak için

Erol Çankaya, "Şanlı Haziran" (Kaynak: Derinden Gelen Kökler)

Erol Çankaya bu şiirinde, 1928 İstanbul Tramvay Grevi sırasında Nâzım Hikmet'in yazdığı "Sesini Kaybeden Şehir" şiirine gönderme yapar.

Modül Sonu Değerlendirmesi

15-16 Haziran Direnişi'nin Temel Talebi

15-16 Haziran Direnişi'nin temel talebi neydi?
15-16 Haziran'a, DİSK üyesi olmayan Türk-İş üyesi işçiler de kitlesel katıldı. Bunun temel nedeni neydi?
Aşağıdakilerden hangileri 15-16 Haziran Direnişi sırasında yaşandı? (Birden fazla seçenek işaretleyebilirsiniz.)
Doğru yanıtı seçtiğinizde modülü bitirme butonu aktif olur.
✓ İşçiler üretimi durdurup sokaklara çıktı.
✓ Direniş disiplinli ve örgütlü biçimde yürütüldü.
✓ Haymak örneğinde işçiler birbirlerinin mücadelesini sahiplendi.
✓ Kadın işçiler direnişte önemli bir rol oynadı.
✓ Devlet köprüleri açtı, orduyu ve polisi sokağa sürdü.
✓ Üç işçi katledildi.
✓ 15-16 Haziran Direnişi işçi sınıfının hafızasına kazındı.