Bu eğitimde kaldığınız yer var. Devam etmek ister misiniz?
15-16 Haziran 1970 | Büyük İşçi Direnişi
1 / 7
Modül 1
DİSK'i Hedef Alan Yasa
15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi'nin neden ortaya çıktığını anlamak için önce 1970 yılında işçilerin karşı karşıya kaldığı yasa değişikliğine bakalım.
Bu eğitimde ne öğreneceğiz?
15-16 Haziran 1970, Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük kitlesel direnişlerinden biridir.
İstanbul ve Kocaeli'nde on binlerce işçi, sendika seçme özgürlüğünü tehdit eden bir yasa değişikliğine karşı üretimi durdurdu ve sokaklara çıktı.
Bu direniş, işçilerin örgütlenme hakkının savunulması açısından önemli bir dönüm noktası oldu.
✓ Direnişe giden süreci inceleyeceğiz.
✓ İşçilerin nasıl örgütlendiğini göreceğiz.
✓ 15 ve 16 Haziran günlerinde neler yaşandığını öğreneceğiz.
✓ Direnişin sonuçlarını ve günümüze bıraktığı mirası tartışacağız.
Bu eğitim 4 modülden oluşuyor.
Her modül yaklaşık 20-25 dakika sürüyor. İstediğiniz zaman ara vererek kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.
Modül 1
DİSK'i Hedef Alan Yasa
15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi'nin neden ortaya çıktığını anlamak için önce 1970 yılında işçilerin karşı karşıya kaldığı yasa değişikliğine bakalım.
Haziran 1970
15 Haziran 1970 sabahı Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük direnişlerinden biri başladı.
İlk gün 117 işyerinden yaklaşık 70 bin işçi üretimi durdurdu. Ertesi gün katılım yaklaşık 150 bin işçiye ulaştı; yürüyüşlere katılan işyeri sayısı 170'e yaklaştı.
Bu büyük direnişin öncüsü ise metal işçileriydi. Eyleme katılan işyerlerinin 67'sinde doğrudan Türkiye Maden-İş Sendikası örgütlüydü.
İki gün süren bu büyük direniş, Türkiye işçi hareketinin olduğu kadar Türkiye demokrasi tarihinin de önemli dönüm noktalarından biri oldu.
On binlerce işçi üretimi durdurdu, fabrikalardan çıktı ve sokakları doldurdu. 15-16 Haziran, işçi sınıfının temel hak ve özgürlüklerinin gasbedilmesine karşı verdiği en görkemli mücadelelerden biri olarak tarihe geçti.
Peki işçileri böylesine büyük bir eyleme iten neydi?
Bu sorunun yanıtını bulmak için önce 15-16 Haziran'ın arka planına bakalım.
Arka Plan
DİSK Neden Büyüyordu?
1960'lı yılların ikinci yarısında Türkiye'de işçi hareketi önemli bir yükseliş içindeydi. İşçiler daha iyi ücretler, daha iyi çalışma koşulları ve sendikal haklar için mücadele ediyor, grevler ve direnişler yaygınlaşıyordu.
DİSK'in kuruluş belgesindeki imzalar, 1967. Kaynak: DİSK Arşivi
1967 yılında kurulan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), mücadeleci sendikacılık anlayışıyla kısa sürede birçok işyerinde etkisini artırdı. İşçiler hem daha iyi ücret için hem de işyerinde söz sahibi olmak ve haklarını korumak için DİSK'e yöneliyordu.
O dönemde Türkiye'nin en büyük işçi konfederasyonu Türk-İş'ti. DİSK ise Türk-İş'in uzlaşmacı olarak görülen çizgisine karşı daha mücadeleci bir sendikal anlayışla ortaya çıkmıştı.
DİSK'in farkı
Kartları açın
Hedefte DİSK
DİSK Neden Hedef Alındı?
İşçi için DİSK, iyi ücret ve özlük haklarından çok daha fazlasını ifade ediyordu. DİSK'le birlikte işyerlerindeki despotik düzen sarsıldı. Ustabaşının, şefin, müdürün önünde esas duruşta bekletilme, tuvalete marka ile gitme, işe giriş ve çıkışta üst araması gibi insan onurunu zedeleyen uygulamalar son buldu.
DİSK işçi için onur demekti; DİSK'i savunmak, işini, ekmeğini ve haysiyetini savunmakla aynı anlama geliyordu.
DİSK'in bu yükselişi ve mücadeleci çizgisi, dönemin iktidarını, işverenleri ve Türk-İş yönetimini giderek daha çok rahatsız ediyordu. Önce DİSK'i tek tek işyerlerinde durdurmaya çalıştılar. Ama Derby'den Sungurlar'a kadar fabrika fabrika verilen mücadele, bu yolla DİSK'in belinin kırılamayacağını gösterdi. İşçiler her seferinde direniyor, fabrikaları işgal ediyor, sendikalarına sahip çıkıyordu.
Sungurlar işgalinden bir kare. Kaynak: DİSK Arşivi
Bunun üzerine yöntem değişti. 1969 seçimlerini yeniden kazanan AP, toplumsal muhalefeti etkisizleştirmek için geniş bir tedbir paketi hazırladı. "Anarşiye Paydos Kanunu" diye duyurulan bu paket, Cemiyetler Kanunu'ndan Türk Ceza Kanunu'na kadar birçok yasada cezaları artırmayı, örgütlenme ve siyaset yapma hakkını daraltmayı amaçlıyordu. DİSK'i hedef alan sendika yasası da aynı zihniyetin işçi sınıfına uyarlanmış hâliydi.
Yasa Değişikliği
Amaç DİSK'i fiilen kapatmak
1960'ların sonundan itibaren 274 sayılı Sendikalar Kanunu ile 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nda değişiklik istekleri gündemdeydi. 12 Haziran 1970'te Meclis'ten geçen 1317 sayılı yasa, 274 sayılı Sendikalar Kanunu'nu değiştirdi.
Yasanın en tartışmalı yanı, sendikaların ve konfederasyonların varlığı için getirilen yüksek barajlardı.
Bir işkolunda faaliyet gösterecek bir sendikanın, o işkolundaki sendikalı işçilerin en az üçte birini temsil etmesi gerekiyordu.
Bir konfederasyonun kurulabilmesi için ise Türkiye'deki sendikalı işçilerin en az üçte birini bir araya getirmesi şartı getiriliyordu.
DİSK'e göre asıl tehlike buydu. Türk-İş'e göre çok daha genç ve küçük bir konfederasyon olan DİSK'in bu koşulu sağlaması mümkün değildi. Bu nedenle yasa yürürlüğe girerse DİSK fiilen ortadan kalkabilecekti.
Yasanın niyeti, onu savunanların ağzından açıkça duyuldu. Çalışma Bakanı Seyfi Öztürk, 11 Mayıs 1970'te Türk-İş'in Erzurum'daki 8. Genel Kurulu'nda "Çok yakında DİSK'in çanına ot tıkayacağız" dedi.
Aynı kongrede konuşan Meclis Çalışma Komisyonu Başkanı Turgut Toker ise bu değişiklikten sonra Türk-İş'ten başka konfederasyon kalmayacağını, DİSK'in tasfiye olacağını söyledi. Üstelik bunu Türk-İş delegelerinin alkışları arasında söylüyordu.
DİSK'i hedef alan bu teklifi Meclis'e taşıyanlar arasında, aralarında Abdullah Baştürk'ün de yer aldığı Türk-İş kökenli CHP'li sendikacı milletvekilleri de bulunuyordu.
Sendikamızda uzun yıllar toplu sözleşme uzmanı olarak görev yapmış, emek tarihçisi ve yazar dostumuz Can Şafak, bu yasa teklifinin ne anlama geldiğini anlatıyor:
Kaynak: İşçilerin Haziranı belgeseli
Bilgi Ekranı
1/3 Barajı Neden Tartışılıyordu?
Aşağıdaki şemayı inceleyin.
Mevcut Durum
İşçiler
↓
İstedikleri sendikada örgütlenebilir
↓
Farklı sendikalar faaliyet gösterebilir
Yeni Düzenleme
Yüksek barajlar
↓
Birçok sendika faaliyet yürütemez
↓
İşçilerin seçenekleri daralır
DİSK ve birçok işçi, bu düzenlemenin sendika seçme özgürlüğünü sınırlandıracağını düşünüyordu.
Cizlavet işçisi Rasim Camgöz o günleri şöyle anlatıyor:
"Temsilciler bize dedi ki DİSK kapatılacak, haklarımız geri alınacak. Biz dedik eyvah eyvah. Bütün işçi bir telaş yaptı. Herkesin çoluğu çocuğu var, kimi nişanlı evlenecek, kiminin hanımı yüklü, doğum yapacak. O zaman DİSK'in kapatılması demek işsizlik gibi bir şey. Ha DİSK kapanmış ha sen işsiz kalmışsın."
Kaynak: İşçilerin Haziranı belgeseli
Bu sözler, birçok işçinin yasa karşısında hissettiği kaygıyı özetliyordu.
DİSK Kurucu Genel Başkanı ve sendikamızın Onursal Genel Başkanı Kemal Türkler, yasa değişikliğine karşı işçileri uyaran ve örgütlü mücadele çağrısı yapan sendika önderlerinin başında geliyordu.
Düşünme Ekranı
İşçiler Neden Tepki Gösterdi?
Birçok işçi için mesele DİSK'in geleceğiyle sınırlı değildi.
İşçiler, yıllar süren mücadelelerle elde ettikleri örgütlenme hakkının sınırlandırıldığını düşünüyordu.
Onlara göre bugün DİSK'i hedef alan bir düzenleme, yarın işçilerin başka haklarını da hedef alabilirdi.
DİSK'in varlığı tüm işçilerin pazarlık gücünü artırmıştı. İşçiler DİSK'e geçmesin diye işverenler kendi işyerlerinde ücretleri ve hakları iyileştirmek zorunda kalıyordu. Yani DİSK'in kazandırdıklarından Türk-İş üyesi işçiler de yararlanıyordu. DİSK'i hedef alan yasa bu yüzden tüm işçilerin kazanımlarını tehdit ediyordu. 15-16 Haziran'a Türk-İş üyelerinin de kitlesel katılmasının bir nedeni de buydu.
Bunun üzerine işyerlerinde toplantılar başladı; temsilciler işçileri bilgilendiriyor, atılacak adımlar tartışılıyordu.
İşte Maden-İş'in 13 Haziran 1970 tarihli çağrısı:
Kaynak: Maden-İş Gazetesi, 13 Haziran 1970
Tek bir neden yoktu
Birçok işçi neden bu yasaya karşı çıktı?
Bu sorunun tek bir cevabı yok.
Kimi işçiler DİSK'i savunmak gerektiğini düşünüyordu. Kimi işçiler sendika seçme özgürlüğünün tehlikede olduğunu görüyordu. Kimi işçiler ise yıllar süren mücadelelerle kazanılan hakların geri alınmasından kaygı duyuyordu.
Arka Plan
Bu Birden Olmadı
15-16 Haziran 1970 bir anda ortaya çıkmadı. İşçi sınıfı, 1960'lı yıllar boyunca grevlerle, direnişlerle, fabrika işgalleriyle ve örgütlenme mücadeleleriyle güç kazandı. 15-16 Haziran, yıllar boyunca biriken bu mücadele deneyiminin üzerinde yükseldi.
Her olaya dokunarak ayrıntısını görebilirsiniz.
31 Aralık 1961
Saraçhane MitingiYaklaşık 100 bin işçi, henüz yasalaşmamış grev ve toplu sözleşme hakkı için İstanbul Saraçhane'de toplandı.
1963
Kavel Greviİşçiler, grev yasası henüz çıkmamış olmasına rağmen anayasal haklarına dayanarak üretimi durdurdu. Bu direniş, grev ve toplu sözleşme hakkını düzenleyen 274 ve 275 sayılı yasaların çıkmasını hızlandırdı. Bugün sahip olduğumuz grev hakkında Kavel işçilerinin payı büyüktür.
1965
Kozlu DirenişiZonguldak kömür işçileri zammın eşit dağıtılması için direndi; askerin açtığı ateşte Satılmış Tepe ve Mehmet Çavdar yaşamını yitirdi.
1966
Paşabahçe GreviPaşabahçe Şişecam işçilerinin grevi, Türk-İş yönetimiyle mücadeleci sendikacılar arasında zaten var olan ayrışmayı derinleştirdi.
13 Şubat 1967
DİSK'in KuruluşuMaden-İş, Lastik-İş ve diğer sendikalar, Maden-İş Genel Başkanı Kemal Türkler'in öncülüğünde, Türk-İş'in uzlaşmacı çizgisine karşı mücadeleci ve sınıf eksenli bir sendikal anlayışla DİSK'i kurdu. Kısa sürede binlerce işçi DİSK saflarında örgütlendi.
1968-1969
Derby, Singer, Demir Döküm İşgalleriİşçiler DİSK'e bağlı sendikalarda örgütlendi, işverenler ise bunu kabul etmeyip yerlerine sarı sendikaları dayattı. İşçiler de sendika seçme özgürlükleri ve işçilik onurları için fabrikaları işgal etti.
1969
Gamak DirenişiMaden-İş'e geçen Gamak işçilerine polis saldırdı; Şerif Aygün polis kurşunuyla yaşamını yitirdi, 4 işçi yaralandı.
1970
Sungurlar İşgalleriIsı sanayisinin en büyük fabrikalarından Sungurlar'da işçiler Maden-İş'e geçince işveren baskı yaptı, haklarını ödemedi, temsilcilerini işten attı; işçiler buna karşı mart, nisan ve mayıs aylarında üç kez fabrikayı işgal etti. ECA dahil başka metal fabrikalarında da işçiler Maden-İş'e geçtikçe patronlar direniyor, benzer işgaller yaşanıyordu. 15-16 Haziran'a haftalar kala mücadele zirvedeydi.
15-16 Haziran 1970
Büyük İşçi DirenişiDİSK'i fiilen yok etmeyi amaçlayan 1317 sayılı yasaya karşı on binlerce işçi şalterleri indirip sokağa çıktı. Cumhuriyet tarihinin o zamana kadarki en büyük işçi eylemi, 60'lı yıllar boyunca giderek yükselen mücadelenin doruk noktası oldu.
Bir Şiir Molası
Kaynak: DİSK Arşivi
Direnişin ilk şiiriFazıl Hüsnü Dağlarca'nın "Yürüyen İşçiler Kapılarında İstanbul'un" şiiri, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi üzerine yazılan ilk şiir olarak kabul edilir. Şair, direnişin yarattığı etkiyi ve işçilerin geleceğe dair umudunu bu dizelerde anlatır. Şiir, direnişin ardından Karşı Duvar dergisinde yayımlanmıştır.Okumak için tıklayın
Fazıl Hüsnü Dağlarca — Yürüyen İşçiler Kapılarında İstanbul'un
İsterseniz şiiri okurken eşlik etmesi için hafif bir müzik açabilirsiniz.
Yürürüz devrim gününde
Bütün Ulusun önünde
Toprak bu yurt denen toprak
Bu yurt benim elim aya'm
Bu yurt benim elim aya'mla kurtulacak.
İşçi yürür mü yürür ya
Koca illere varır ya
Ağayı beyi görür ya
Kalmadı gerçeğe uzak
Bu yurt benim elim aya'm
Bu yurt benim elim aya'mla kurtulacak.
Ölü girer gecesine
Ulaşır dağ yücesine
Bittim dedim nicesine
Sustular taşlar gibi bak
Bu yurt benim elim aya'm
Bu yurt benim elim aya'mla kurtulacak.
Kişi kişiye kul değil
Neden karanlık al değil
Yeryüzü uzun yol değil
Varılır gökler aşarak
Bu yurt benim elim aya'm
Bu yurt benim elim aya'mla kurtulacak.
Modül Sonu Değerlendirmesi
Ne Öğrendik?
DİSK'i, Türk-İş'in temsil ettiği sendikacılıktan ayıran temel fark neydi?
🔴 Bu, DİSK'in karşı çıktığı uzlaşmacı çizgidir; DİSK tam da bu anlayışa bir itiraz olarak doğdu.
🟢 Doğru. DİSK, sendikal mücadeleyi sınıf mücadelesinin bir parçası olarak görüyor; işçilerin haklarını olduğu kadar onurunu da savunuyordu.
🔴 Tekrar düşünün. DİSK ücretin yanı sıra işyerinde söz hakkını ve işçinin onurunu da dert ediniyordu.
🔴 Tekrar düşünün. Aradaki temel fark işkolu sınırı değil, benimsenen sendikal anlayıştı.
15-16 Haziran Direnişi nasıl ortaya çıktı?
🔴 Tam tersi. 15-16 Haziran aniden değil, yıllara yayılan bir mücadelenin üzerinde yükseldi.
🟢 Doğru. Saraçhane'den fabrika işgallerine uzanan birikim, direnişin zeminini hazırladı.
🔴 Tekrar düşünün. Direniş yüzlerce işyerine ve farklı kentlere yayılmış geniş bir mücadeleydi.
🔴 Tekrar düşünün. 15-16 Haziran, işçilerin yıllar içinde biriken örgütlü mücadelesinin ürünüydü; dış güçlerin kışkırtması değildi.
Aşağıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?
Birden fazla seçenek işaretlenebilir.
🟢 Doğru. İlk üç ifade doğrudur. Son ifade yanlıştır. 15-16 Haziran Direnişi'nin temel nedeni, işçilerin örgütlenme ve sendika seçme özgürlüğünü tehdit ettiği düşünülen yasa değişikliğine karşı çıkılmasıydı.
🔴 Cevaplarınızı tekrar gözden geçirin. Bu modülde DİSK'in büyümesi, 1317 sayılı yasa ve işçilerin örgütlenme özgürlüğüne ilişkin kaygıları üzerinde durmuştuk.
Üç soruyu da doğru yanıtladığınızda modülü bitirebilirsiniz.
Sen ne dersin?
Sence bir sendikayı gerçekten "işçinin sendikası" yapan nedir?
✓
Modül 1 tamamlandı
Yasa değişikliğine yönelik tepki hızla büyüyordu.
Peki bu şanlı direniş nasıl örgütlendi?
Bir sonraki modülde, 15-16 Haziran'a giden süreçte işyerlerinde yapılan hazırlıkları ve direniş kararının nasıl alındığını inceleyeceğiz.