Eşit, Adil ve Özgür Bir Dünya Mümkün!

Kadın Komisyonumuzun hazırladığı 8 Mart bildirisi, tüm fabrikalarımızda okunuyor...

Eşit, Adil ve Özgür Bir Dünya Mümkün!

Kadınların eşitlik, özgürlük talebi yüzyıllardır devam eden bir mücadeledir. 8 Mart, bu talebin dünyanın her yerinde en yüksek perdeden dillendirildiği gündür.

Tekstil işçisi kadınlar, 1800’lü yıllarda insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı mücadeleleriyle öne çıktılar. Bir tekstil fabrikasında 129 işçinin yakılarak öldürülmesi kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesinde önemli bir dönüm noktası oldu. Ardından 1910 yılında 2. Enternasyonel’de 8 Mart’ın emekçi kadınlar günü olarak kutlanılması kabul edildi.

Kadınlar erkek egemenliğine, fiziksel şiddete, cinsel sözlü tacize, erkekler tarafından öldürülmeye, evde, işte emeğinin sömürülmesine, siyasette, sendikalarda yok sayılmalarına karşı dünyanın her yerinde mücadele ediyor. Ataerkil kapitalizm kadın bedenini ve emeğini kontrol altında tutma adına yeniden ve yeniden ürettiği gelenekleri, görenekleri, söylemiyle kadınların hayatını karartmaya devam ediyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği her yerde. Cinsiyete dayalı işbölümüyle yaşlı bakımı, çocuk bakımı, ev işleri kadının omuzlarına yüklenirken, kadın emeği evde ücretsiz, işyerlerinde düşük ücretle sömürülüyor. Sermaye ve iktidar elbirliğiyle bir yandan analığı kutsallaştırıp, kadını aile ile özdeşleştirirken, kadın emeğini esnek, güvencesiz ve geleceksiz bırakıyor.

İşyerlerinin sağlıksız koşulları hem evde hem işte çalışan kadınların sağlığını tehdit ediyor, işyerlerinde mobbinge, sözlü /cinsel tacize, düşük ücrete, güvencesizliğe ve binbir türlü ayrımcılığa en çok kadınlar maruz kalıyor. Kadınların sendikalara-sendikaların kadınlara ihtiyacı artıyorken, sendikalarda kadınların ve kadın emeğinin sorunları yeterince gündeme gelmiyor.

Hükümetin muhafazakar politikaları kadını yok saymaya kamusal alandan dışlamaya devam ediyor. Bu politikalarının bir parçası olarak şiddet, taciz, tecavüz ve çocuk istismarları artıyor. 2016 yılında gündeme gelen tepkiler yüzünden vazgeçilen, tecavüzcüleri aklayan, çocuk istismarcılarına evlilik yoluyla af getirilmesini sağlayacak olan ve 10 bin istismarcının topluma salınması demek olan yasa tasarısı tekrar gündemde. Çocuk yaşta evliliği de, kadınların tecavüzcüsüyle evlendirilmesine yol açacak olan yeni yasayı da istemiyoruz. Hükümet altına imza attığı uluslararası yasaların gereğini yerine getirmeli, kadınları koruyacak uygulamaları hayata geçirmelidir.

Hükümetin kadın karnesi hiç de iç acıcı değil. Sosyal devletin kırıntısını bile yok etmek için kolları sıvayan hükümet, grevlerimizi keyfi olarak yasaklıyor, emeklilik hakkımız gasp edilmiş durumda zorunlu BES ile maaşımıza elkoymak istiyor, kıdem tazminatımızın talanı gündemdeki yerini koruyor.

Ülke ekonomisinin allak-bullak olduğu, yoksulluğun ve krizin derinleştiği, insanların tanzim satışlarında ucuz gıdaya erişmek için uzayıp giden kuyruklara mahkum edildiği bir dönemden geçiyoruz.

Bizler Birleşik Metal-İş üyesi kadınlar olarak sendika hakları için 298 gündür direnerek, örnek bir direniş sergileyen Flormarlı kadın işçilerin haklı ve kararlı direnişlerini selamlıyoruz. Erkek egemen kapitalizmden, iktidardan, evde işte sokakta her yerde erkeklerden alacaklıyız diyoruz. Hakkımız olanı alıncaya eşit, adil ve özgür bir dünyaya ulaşıncaya kadar mücadelemiz devam edecektir.

Birleşik Metal İş Sendikası Kadın Komisyonu