YanMenu

11
Tem

Kadına Yönelik Şiddet Pandemi Döneminde Artarak Devam Ediyor

Birleşmiş Milletler Kadın tarafından pandemi süreci içinde “COVID-19 Kadınlara Yönelik Şiddetin Sonlandırılması” başlıklı bir rapor yayınlandı. Sendikamız Uluslararası İlişkiler Departmanı tarafından özet çevirisi yapılan rapor, kadınların salgın sürecinde yaşadıkları şiddetin arttığını herkes için zor geçen karantina dönemini kadın ve kız çocuklarının daha da ağır yaşadığını gösteriyor.

Birleşmiş Milletler kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti, farklı kültür, eğitim, gelir düzeyi, farklı gelenekleri kesen en yaygın insan hakları ihlali olarak tanımlıyor. Kadınlara yönelik erkek şiddettin temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği yatıyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmeden kadın cinayetlerinin, kadınlara yönelik fiziksel ve psikolojik, ekonomik ve cinsel tacizin önüne geçmek mümkün değil. Bunun için de başta devletler olmak üzere tüm kurumlara, sendikalara meslek odalarına, siyasi partilere büyük sorumluluklar düşüyor. Programlarında, eylem ve faaliyetlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek çalışmalarını yürütmeleri kadına yönelik şiddetin azalması ve kadın erkek eşitliğinin sağlanmasının adımı olacaktır.

Olağan dönemlerde, kadına yönelik şiddet çözülmesi gereken çok önemli bir problem olarak karşımızda duruyorken, içinden geçtiğimiz Covid-19 salgını sürecinde alınan olağanüstü önlemler kadına yönelik şiddetin arttığını gösteriyor. Tüm dünyayı ekonomik ve sosyal olarak etkileyen ve hâlâ etkisi devam eden bu süreçte, kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddetin orantısız bir şekilde artması bu alana yönelik programları ve tedbirleri acilen gözden geçirmeyi, etkinliğini arttırmayı yasa yapıcılarının önüne koyuyor.

Birleşmiş Milletler Kadın tarafından pandemi süreci içinde “COVID-19 Kadınlara Yönelik Şiddetin Sonlandırılması” başlıklı bir rapor yayınlandı. Sendikamız Uluslararası İlişkiler Departmanı tarafından özet çevirisi yapılan rapor, kadınların salgın sürecinde yaşadıkları şiddetin arttığını herkes için zor geçen karantina dönemini kadın ve kız çocuklarının daha da ağır yaşadığını gösteriyor.

Raporda, Kadına yönelik şiddetin çok yaygın olmasına rağmen çoğunlukla rapor edilemediğinin ve şiddete maruz kalan kadınların, yüzde 40’ından azının bu suçlarla ilgili şikâyette bulunduğu vurgulanıyor.

Dünya genelinde son 12 ay içerisinde, 15-49 yaşları arasında 243 milyon kadın eşi ya da sevgilisi tarafından cinsel ve/veya fiziksel tacize maruz kaldılar.

2017 yılında 87 bin kadın öldürüldü ve bu cinayetlerin büyük bir çoğunluğu kurbanın en yakınındaki erkekler tarafından işlendi.

Pandemi sürecinde ise;

  • Fransa’da, 17 Mart’ta başlayan sokağa çıkma kısıtlamasından itibaren ev-içi şiddet şikâyetleri yüzde 30 arttı.
  • Arjantin’de 20 Mart’ta başlayan sokağa çıkma kısıtlaması itibariyle ev-içi şiddet vakaları nedeniyle acil durum aramaları yüzde 25 oranında arttı.
  • Kıbrıs ve Singapur’da destek hatlarına aramalarda sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 33 oranında artış yaşandı.
  • Kanada, Almanya, İspanya, İngiltere ve ABD’de ev-içi şiddet ve acil sığınak talepleri arttı.
  • Ev-içi şiddet barınakları kapasitelerinin sınırlarına vardılar veya karantina koşulları nedeniyle daha fazla ihtiyaç duyan kadınları alamıyorlar. Bazı durumlarda ise, sağlık merkezleri olarak kullanılıyorlar.
  • Avustralya’da yapılan bir araştırma sonuçlarına göre yardım çalışanlarının yüzde 40’ı, kendilerine daha fazla yardım talebi geldiğini belirtmiş. Bunların yüzde 70’i ise, vakaların COVID-19 sürecinde daha da zor bir hale geldiğini dile getirmiş.
  • Sağlık çalışanları COVID-19’a karşı mücadelenin ön saflarında yer alıyor ve yüzde 70’i ise kadınlardan oluşuyor. Bu çalışanlar gerek sağlıkları gerekse güvenliklerine yönelik çoklu risklerle karşı karşıyalar. Çin, İtalya ve Singapur’da sağlık çalışanlarına yönelik hem fiziksel, hem sözlü saldırılar gerçekleşti.
Yardım ve desteğe erişim konusunda ise;
  • Ayrıca teknolojinin toplumsal cinsiyete dayalı yarattığı eşitsizlik de düşünülürse, birçok ülkedeki kadınlar, özellikle de ayrımcılığın çoklu formlarına maruz kalanlar, mobil telefona, bilgisayara veya internete erişimde sıkıntılar yaşadılar.
  • İtalya’da ev-içi şiddet destek hattı, birçok kadın için eve kapanma sürecinde yardım istemenin daha da zorlaşması nedeniyle, Mart’ın ilk iki haftasında yüzde 55 daha az çağrı aldıklarını açıkladı.
  • Gelen çağrılarda benzer bir düşüş Fransa’nın kuzeyinde bir kadın barınakları ağı tarafından da bildirildi.
  • Eldeki veriler, erkek şiddetine maruz kalan kadınların yüzde 40’ından azının herhangi bir yardım talebinde bulunduğunu ve yardım talebinde bulunan kadınların ise yüzde 10’undan azının polisten yardım istediğini gösteriyor.
  • Sosyal mesafe uygulamaları nedeniyle, hareketlerin sınırlandığı ve kaliteli temel hizmetlere erişimin kısıtlı olduğu bu dönemde, telefon, e-mail veya diğer platformlar aracılığıyla destek sunuldu ancak destek taleplerinin miktarı azaldı.
Teknolojinin hızlı gelişimi kadına yönelik şiddet için yeni bir ortam daha oluşturdu, siber-şiddet.
  • Kadınların teknolojiye erişimi olan yerlerde ise online şiddet artıyor. Avrupa Birliğinde COVID-19 salgınından önce 15 yaşın üstündeki her 10 kadından 1’i bir siber-tacize uğradığını belirtmiş (İstemeden, saldırgan veya cinsel içerik barındıran e-mail, SMS mesajları almak veya sosyal medyada saldırgan veya uygun olmayan hareketlere maruz kalmak gibi).
  • Europol’e göre, çocuk istismarına yönelik online faaliyetler, eve kapanma sürecinde artmış.
  • Milyonlarca kadın bu süreçte video-konferansı iş veya ders için sıklıkla kullanıyor ve çeşitli medya kaynaklarında belirtilen verilere göre, farklı online taciz biçimleri de yaygınlaşıyor (Takip, cinsel taciz, cinsel trolleme gibi). Örnekler arasında, bir telekonferansa bağlanmaya çalışırken talep edilmeden gönderilen pornografik videolar da var.
  • Kadına yönelik şiddet vakalarının artmasının yanı sıra, vakaların şiddeti de artıyor. Ebola salgını daha önce, kriz bağlamlarında şiddetin çoklu biçimlerinin arttığını göstermişti; çocuk kaçakçılığı, çocuk evliliği, cinsel istismar ve şiddet gibi. COVID-19’da mevcut durumda muhtemelen benzer trendleri ortaya çıkaracaktır. Sosyal mesafe uygulamasının sokakları ve toplu taşımayı boşalttığı koşullarda kamusal alanlarda kadına yönelik şiddet ve cinsel şiddet de artacaktır.
  • Sosyo Politik Saha Araştırması Merkezi tarafından yapılan araştırma, Birleşmiş Milletler raporuna paralel olarak kadına yönelik şiddetin Türkiye’de de arttığını gösteriyor. Sosyo Politik Saha Araştırması Merkezi’nin 3-8 Nisan 2020 tarihlerinde 28 kentte yaşayan 1873 kadının katılımı ile yapmış olduğu araştırma Türkiye tablosunu ortaya koyuyor.
‘Sizce Karantina Süreci Kadına ve Çocuğa Şiddeti Tetikliyor mu?’ sorusuna; %45,9’u Evet, %36,9’u Kısmen, %17,2’si Hayır şeklinde yanıt vermişlerdir.
‘Karantina Süreci İçerisinde Aşağıdakilerden Hangisine veya Hangilerine Maruz Kaldınız?’ sorusuna birden fazla yanıt veren katılımcılarımızın %23,7’si Psikolojik şiddete , %10,3’ü Ekonomik şiddete, %4,8’i Dijital şiddete, %1,7’si Fiziksel şiddete, %1,4’ü Cinsel şiddete maruz kaldığını, %1,1’i ısrarlı takibe uğradığını belirtiyor.
‘Evet İse Kim/Kimler Tarafından Şiddete Maruz Kaldınız?’ sorusuna; %32’si Eş, %15,4’ü Baba, %14,8’i Erkek kardeş, %11,6’sı Anne, %7,5’i Kız kardeş/Abla, %7,1’i Erkek arkadaş/flört, %7,1’i Akraba/Tanıdık, %4,5’i Oğul şiddetine uğradım biçiminde yanıtlamıştır.
‘Karantina Süreci Öncesinde Hane İçerisinde Herhangi Bir Şiddete Maruz Kaldınız mı?’ sorusuna görüşmecilerin: %84,8’i Hayır, %15,2’si Evet şeklinde yanıt vermişlerdir. Oysa bir önceki soruda %57’si karantina sürecinde şiddete maruz kalmadığını söylemişti.
Rapor ülkemizde kadına yönelik şiddetin, pandemi sürecinde %27,8’lik bir artış gösterdiğini ortaya koyuyor.
Ülkemizde pandemi döneminde de kadın örgütleri, kadına yönelik şiddete karşı 6284 sayılı yasanın etkin olarak uygulanması, önlemlerin kesintiye uğramaması ve arttırılması için mücadelelerini sürdürürken yetkililerin kayıtsızlığı-gönülsüzlüğü devam etti. Birçok ülkede Türkiye’nin aksine kadına yönelik artan şiddete karşı acil önlemler hayata geçirildi.
BM’in raporunda hükümetlerin ve sivil toplum kuruluşlarının uygulamalarından alınan önlemlere yönelik bilgiler veriler ise şöyledir;
- Kanada’da sokağa çıkma kısıtlaması süresinde sığınma evleri açık kaldı. Cinsel şiddet ve diğer türlü cinsiyet-temelli şiddet biçimlerine maruz kalanlara yönelik sığınma evlerinin desteklenmesi için 50 milyon Dolarlık bir yardım paketi açıklandı. Quebec ve Ontario eyaletlerinde, kadın sığınakları, zorunlu hizmetler olarak belirlendi ve sokağa çıkma kısıtlaması süresince açık kaldı.
- İtalya’da şiddete uğrayan kadının evi terk etmesi yerine, mahkemeler saldırganın evi terk etmesini zorunlu kılıyorlar.
- Fransa’da sığınaklar kapasitelerini aştıkları için, ev-içi şiddet ile mücadele için oteller aracılığıyla alternatif barınma imkânları sağlanıyor.
- Çin’de sokağa çıkma kısıtlaması döneminde şiddete maruz kalan kadınlara destek olmak ve bu konudaki sessizliği kırmak amacıyla, #SalgınSırasındaEviçiŞiddeteKarşı başlıklı bir hastag kampanyası başladı.
- Avustralya, Fransa ve İngiltere’de şiddete maruz kalan kadınların ve örgütlerin desteklenmesi için fon ayrıldı.
- İspanya’da, konum bilgisi fonksiyonu da içeren bir chat uygulaması, şiddete uğrayan kadınlara anında psikolojik destek ve yardım sunuyor.
- İspanya’da kadınlar eczanelerde “Maske-19” şifreli mesajını kullanarak yardım isteyebiliyorlar ve eczaneye yardım için polis geliyor.
- İngiltere Cumbria’da polis posta dağıtıcılarına ve dağıtım elemanlarına, şiddet veya istismar emarelerine dikkat etmeleri görevini verdi. ‘Bright Sky’ adında bir yazılım ise, tacize uğrayan kadınlara destek ve bilgi sağlıyor.
Birleşmiş Milletler Kadın’ın, Pandemi döneminde hükümetlere- ve kendi içindeki kuruluşlara önerilerini de aşağıdaki gibi sıralamıştır.
1. COVID-19 ulusal eylem planlarına, kadına yönelik şiddete karşı önlemleri dahil edip, ek kaynak ayırmalıdırlar
2. COVID-19 süresince şiddete maruz kalan kadınlara sunulacak hizmetlerin güçlendirilmesi:
- Şiddete uğrayan kadınlara yönelik hizmetlerin, zorunlu hizmetler olarak tanımlanması,
- Sığınma evleri dahil sunulan hizmetlerin güçlendirilmesi, kriz koşulları göz önünde bulundurularak, kadınların desteğe erişiminin garanti altına alınması,
- Şiddete uğrayan kadınlar ve ön saflarda çalışan sağlık ve sosyal destek işçilerine psiko-sosyal destek sağlanması,
- Sığınakların kapasitesinin arttırılması; boş oteller veya kullanılmayan eğitim tesisleri gibi yerlerin yeniden düzenlenerek bu amaçla kullanıma yönlendirilmesi,
- Yardım destek hatlarının güçlendirilmesi, cinsel taciz, istismar veya şiddete karşı koruma, online danışmanlık ve teknoloji temelli çözümlerin geliştirilmesi (SMS, online araçlar ve sosyal destek ağları).
3. Cezasızlığın engellenmesi ve verilen karşılığın kalitesinin arttırılmasını geliştirmek için temel hizmetlerin kapasitesinin arttırılması
- COVID-19 sürecinde kadına yönelik şiddetin artışı konusunda polis ve mahkemelerin farkındalığını arttırmak ve şiddete uğrayan kadınların nasıl korunacağı, nasıl destek sunulacağı konusunda eğitim sağlanması,
- Psiko-sosyal destek konusunda ilk müdahaleyi yapanların eğitilmesi, sağlık çalışanları, kolluk kuvvetleri, mahkeme görevlileri, acil durum sığınağı çalışanları ve danışmanlık sunanlar da dahil,
- Evde istismara uğrama veya online tacizlere maruz kalma riski olan çocuklara nasıl yardımcı olabileceklerine dair çocuk hizmetleri çalışanlarına eğitim verilmesi,
4. Kadınları politika değişikliklerinin, çözümlerin merkezine alınması
- Kadın hakları alanında taban örgütlenmelerinin desteklenmesi (Özellikle de ulaşılması zor, uzak yerlerde ve kırılgan durumda olan topluluklara temel hizmetleri sunanların),
- Kadın örgütlerinin ve kadın topluluklarının karar alma süreçlerine katılımının sağlanması, böylelikle ihtiyaçlarının ve kaygılarının belirlenebilmesi,
5. COVID-19’un kadınlara yönelik şiddet olayları üzerindeki etkisini anlamaya yönelik cinsiyet duyarlı veri toplanmasının sağlanması.
Kaynağını erkek egemen sistemden alan kadına yönelik şiddete karşı mücadelede, sendikalara da büyük görevler düşüyor. Şiddet kadınların eşit yurttaşlar olarak toplumsal yaşama katılımını engellediği gibi sendikal hareket içerisinde eşit ve aktif üyeler olarak yer almalarının önünde de önemli bir engel oluşturuyor. O nedenle sendikaların hem kendi bünyelerinde hem toplumda şiddete kaynak teşkil eden, eşitliği engelleyen her türlü yapı ve ideoloji ile mücadele etmeleri gerekiyor. Sendikalarda kadınların eşit biçimde temsil edilmesini, karar mekanizmalarında yer almasını sağlamak amacıyla destekleyici önlemler alınmalıdır. Kadınları güçlendirmeye yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları ile toplumsal cinsiyet çalışmalarının sendikaların temel politikalarına yansıtılması üye profili ağırlıklı olarak erkeklerden oluşan sendikalarda, değişim ve dönüşümün sürekliliğine hizmet edecektir. Geleceğin sendikaları da bu alanda çaba göstererek kendini yenileyen, kadın dostu sendikalar olacaktır.